25 Temmuz 2015 Cumartesi

Olası Bir Randevu – Evren ve Siz


Ya evren aslında sizi destekliyorsa? Ya içinizde bir yerde bunu BİLİYORSANIZ? Ya kendini gösterme yöntemi sadece hiçbir zaman olacağını düşündüğünüz şekle ya da olması gereken şekle benzemiyorsa? 

Eğer dinliyor olsaydınız evren size ne anlatırdı? Peki, sadece birkaç dakikalığına evrenle ilgili bütün beklentilerinizi ve öngörülerinizi serbest bırakmaya gönüllü olur muydunuz?

İşte başlıyoruz! Eğer sadece dinleseydiniz Evren size 7 şey söylerdi!

1. Siz, arkadaşım, uyuyan bir devsiniz. İçinizde, kendiniz olarak, kendiniz için hayal edebileceğinizden çok, ama çok daha fazlası mevcut.

2. Hayatınızın şu anında her nerede iseniz,  elinizde sahip olduğunuz araçlarla kesinlikle zekice bir iş çıkardınız. (Ayrıca, ya şimdi daha harika araçlar varsa?)

3. Evet! Hakkında hayaller kurduğunuz, içinizde derinde duran, bütün o şeylerin hepsi aslında mümkün. Kendinize güvenin.

4. Hayır, normal, ortalama ve gerçek değilsiniz. Siz FARKLISINIZ! Ve uyum sağlamadığınız her zaman; olduğunuz farklı olasılığın bir hediyesidir

5. Keşfedeceğiniz ve yaratacağınız tümüyle yeni bir realite var; kendi realiteniz. Ayrıca bu diğerlerinden uygun, mükemmel ve doğru olarak satın aldığınız şeylere hiç benzemiyor. Bu, sadece sizin gibi, farklı! 

6. Gerçekten kendiniz olduğunuz zaman, çok şaşırtıcı oluyorsunuz ki eğer bunu görmeye ve kabul etmeye istekli olsaydınız, sizi havaya uçurabilirdi.

7. Siz gelecek için hayati önem taşıyorsunuz; sadece sizin bildiğiniz, ancak bilmeyi reddettiğiniz şeyler var ve eğer onları bilmeye istekli olsaydınız, dünyayı değiştirirdi.

Şimdi tekrar dinlemeyi durdurabilirsiniz, eğer isterseniz.

Teşekkürler Dr. Dain.

Kolaylık, neşe ve ihtişamla.
Levent

Not: Bu yazı "The Awareness Revolution" Blog Sayfasından sadeleştirilerek tercüme edilmiştir. Yazının İngilizce aslını okumak için lütfen BURAYI TIKLAYINIZ.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Kafanızı Kumdan Çıkarın ve Hayatınızı Yaratın!

Kafanızı kuma gömmenin, mümkün olduğunu bildiğiniz hayatı yaratmak tan daha kolay olduğuna mı kara verdiniz?

Bir an için işte, ilişkilerde, ailede, hayatta aşkta ve bu realitede nasıl olmanızın beklendiğini eğer satın almak zorunda kalmasaydınız hayatınızın ne kadar kolay olabileceğini sadece hayal eder misiniz?
Eğer her şey olabilseydiniz ne olmayı seçerdiniz?
Eğer her şeyi yaratabilseydiniz neyi yaratmayı seçerdiniz?
Ve eğer şimdi bunu seçemiyorsanız o zaman ne halt ediyorsunuz?
“Kafanızı Kumdan Çıkarın ve Hayatınızı Yaratın” Gary Douglas ve Dr. Dain Heer’ in birlikte verdikleri bir seminer. Yaklaşık 90 dakikalık, eğer kafanızı herkesin realitesinin kum havuzundan çıkartıp kendinizinkini yaratmaya istekli olduğunuzda gerçekten neler mümkündür ün keşfi.

İşte size Gary ve Dain den kafanızı kumdan çıkartıp, hemen şimdi mutluluğa ve daha fazla kolaylığa doğru ilerlemenize yardımcı olacak bazı araçlar:

1) Minnettar olun: Eğer şükran duyuyorsanız yargınız olamaz. Sorun: Bu gün ne için minnettarım?
2) Beklemeyin – yaratın! Eyleme geçin! “Bin millik seyahat bir adımla başlar” Bu sadece bir seçimdir. Bu gün gerçekten hoşlanacağınız hayatı yaratmak için farklı ne olabilir veya yapabilirsiniz? Ve sonra da seçin.
3) Soru sorun: Yanlışa düşmektense sorun “bunda doğru olan nedir ki elde edemiyorum?” Bu sizi hendeklerden dışarı çıkarır.
4) Bu gün sizi besleyecek bir şey yapın! Ha babam de babam bir şeyler yapmakla meşgul müsünüz? Kendinize, kendinizi ve bedeninizi beslemek için her gün 1 saat verin. Tabiata çıkın, köpüklü bir banyo ya da sizi eğlendirecek bir şeyler yapın.
29 Kasım da Çevrimiçi katılım için link:  Www.AccessConsciousness.com/CreateYourLifeOnline

Kolaylık, neşe ve ihtişamla…

Levent

Bu yazının aslı “Access Consciousness®” blog sayfasından sadeleştirilerek tercüme edilmiştir. Aslının ve sadeleştirilmiş tercümenin kaynağını belirtilmek suretiyle paylaşabilirsiniz. Yazının İngilizce aslını okumak için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.
http://access-consciousness-blog.com/2013/11/get-your-head-out-of-the-sand-and-create-your-life/

25 Ekim 2013 Cuma

Bilim Adamları Access Consciouness®’ un Aracı Olan Soru Sormanın, Bilime Nasıl Uygulanabileceğini Keşfettiler.

Access Consciousness®’ un anahtar araçlarından biri soru sormaktır. Çok satan kitaplar yazarı ve Access Consciousness®’ un kurucusu Gary Douglas sık sık “Soru güçlendirir, cevap güçsüzleştirir” demektedir. Access’ in 10 kuralının en zor uygulananı çoğu zaman bu olmaktadır, bunun nedeni belki de okulda hatta okuldan bile önce cevapları bulma konusunda üzerimize çok fazla baskı yapılmasındadır.  

1600 lı yılların sonlarında Güç ve Yerçekimi Kanunlarını ve Kalkülüs’ü bulan Isaac Newton bunları yaparken o zaman bilmesi gereken bütün bilimi biliyor olmalıydı, şimdi ise öylesine çok bilgi var ki aslında bilim adamlarının bunların hepsini bilebilmesi imkansız, hatta kendi bilim dallarında olsa bile.

Modern liselerin talebeleri bilim hakkında muhtemelen Newton dan daha çok şey biliyorlardır, ancak yine de pek çok kişi bilimi “hakikatin nüfuz edilemez dağı” olarak görmektedir.

Columbia Üniversitesinde Biyoloji Bilimleri Başkanı olan Stuart Firestein “Bilim Adamları bile, onu görmezden gelme dışında, bu dağ ile başa çıkamamaktadır”, “Kendi alanlarında bile yalnızca en dar biçimde bilgi sahibi olan uzmanlar için bu aptalca ve potansiyel olarak tehlikeli bir durum yaratmaktadır” demektedir.
Firestein, kendi kendini “Süslü Ph. D.” olarak tanımlamasına rağmen bırakın fizik raporlarının iki cümlesini bile gözden kaçırmayı beklememesini bir yana, bağışıklık bilimi ya da hücre biyolojisi bilimindeki bazı raporların, kendi bilim dalı olan nörobiyoloji de olduğu gibi onu çok şaşırttıklarını kabul etmektedir.  
Ya bu aslında iyi bir şeyse? Firestein en azından bunu yazan bir bilim adamı, çünkü hakikat öylesine yoğun ve kahredici ki, aslında bize, bilimin keşfettiği geometrik olarak katlanan hakikat yığınlarını kullanmamız konusunda izin veren şey, sorular olmaktadır.
Firestein “Bilim Adamını bilim adamı yapan şey çok bilmek değildir”, “ Bilim Adamını, bilim adamı yapan şey cahilliktir” diye yazar.
Newton ile Einstein arasında ki en önemli fizikçi olan James Clerk Maxwell “Tamamen bilinçli cahillik… Bilgide her gerçek gelişmenin başlangıcı işte budur” demiştir.
Cahillik sorulara yönlendirir, tıpkı Gary Douglas’ ın çok sıklıkla işaret ettiği gibi.

Oyun yazarı George Bernard Shaw bir keresinde Einstein la kadeh tokuştururken düşüncesini şöyle dile getirmiştir:  “Her yeni keşif 10 yeni soruya yol açar”
“Bilimin bu bakış açısı – cevaplardan daha çok sorularla ilgili olması – rahatlatıcı bir şey olmalı” diyen Firestein devamında “ Bu durum bilimi daha az tehdit edici ve çok daha fazla dostça, aslına bakarsanız, eğlenceli kılmaktadır” demiştir.  
“Sorular aynı zamanda daha fazla erişilebilir ve daha sık olarak cevaplardan daha ilginçtir; cevaplar süreci sona erdirmek eğilimindedir, halbuki sorular sizi bir şeylerin yoğunluğu içinde bırakır.”
“Eğer bilim adamları jargon krallıklarıyla gözünüzü yuvalarından dışarı çıkartmaktansa sorular hakkında konuşsalar ve medya sadece yeniş keşifleri değil cevap verilen soruları ve yarattıkları bilmeceleri raporlasalar ve eğitimciler zaten Wikipedia da yer alan hakikatlerin arasında dolaşmayı bıraksalar, halkı belki de geçen 15 nesildir devam eden bu muhteşem maceraya bir kez daha bağlanmış bulabiliriz.”
İlgiyi bilimsel gerçekler ve cevaplardan, sorulara aktarmak şu anda dünya gezegeninde ihtiyaç duyulan değişimi yaratabilir. Bu da değişim yaratmayı bir maceraya dönüştürebilir.
Firestein’ ın  Scientific American Nisan 2012 sayısında yer alan tavsiyesi hepimize hizmet edebilir: “O nedenle bir bilim kadınına rastlarsanız, ona ne bildiğini sormayın, neyi bilmek istediğini sorun. Bu çok daha iyi bir sohbet olacaktır – her ikiniz içinde.”

KOLAYLIK, NEŞE VE İHTİŞAMLA.
A.Levent Bekdik

Soruda yaşamanın gücü,  www.accessconsciousness.com web sitesinde var olan bütün Access Consciousness® Temel Seminerleri,kitapları ve kayıtlarında ortaya çıkartılan bir araç ve yaşam biçimidir.  

Bu yazının aslı “Access Consciousness®” blog sayfasından sadeleştirilerek tercüme edilmiştir. Aslının ve sadeleştirilmiş tercümenin kaynağını belirtilmek suretiyle paylaşabilirsiniz. Yazının İngilizce aslını okumak için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.

20 Ekim 2013 Pazar

Ya GERÇEKTEN nelerin olup bittiğinin farkında olmaya istekli olsaydınız?

Hayatınız daha kolay olur muydu? Dünya daha fazla değişim olasılıklarına sahip olur muydu?
Farkında mısınız tam olarak emin değilim ama dünya muhteşem bir hızla değişiyor… Ve eğer siz daha fazla farkında olmayı seçer ve talep ederseniz, etrafınızda olup bitenlerin çok daha fazla farkında olursunuz. Bu kimi zaman baş döndürücü olabilir. Bunu fark eden oldu mu? Tamam diyelim ki öyle peki ya bu çok iyi bir şeyse? Ya etrafınızdaki her şeyle birlikte var olmaya ve onlarla birlikte dönmeye istekli olsaydınız?
Bilincin size vermiş olduğu şeylerden bir tanesi, size gerçekten mevcut olma, huzur ve alan olma hissi veriyor olmasıdır. Bu Access’ in araçlarını kullanmaya başladıktan sonra kullananların çoğunun fark ettiği büyük değişikliklerden biridir. Tabi bu bir şeylerin “durağan” olduğu anlamına gelmez. Ancak bilinçte hiçbir şey sonuçlandırılmaz ve tamamlanmaz, değişmeye ve hareket etmeye devam eder.
İnsanlar genelde bilincin ne olduğu fikri konusunda hataya düşüyorlar. Çoğu kişi bunun bize maneviyatta ve metafizikte öğretildiği gibi en büyük amacın çakılı, sakin ve hareketsiz kalmak olduğu ve bununda var olmak anlamına geldiği fikrini taşımaktadır. Bu var olmak değildir, sadece küçük ama çok küçük bir parçasını teşkil etmektedir.
Access araçlarının anahtarı ve sundukları şey tümüyle mevcut olma yeteneği ve çekip gitmemektir. Aslında sizler etrafınızdaki her şeyle birlikte ve agresif biçimde mevcut olmaya isteklisiniz. Etrafınızda olup biten her şeyin farkında olmak ve çeşitli durumlar karşısında yaratmak ya da değiştirmek istediğiniz her neyse bunu gerektirecek enerjiyle birlikte her şeyi ele almak istersiniz. Agresif demek bu mevcudiyetinizi kimsenin sizden çekip alamaması demektir; bir başka deyişle hangi durumla karşı karşıya olursanız olun sizin orada kalmayı ve kendiniz olmayı seçmenizdir.
Ve işte o mevcudiyet aynı zamanda bir şeylerin sizin mümkün olacağını düşündüğünüzden çok daha hızlı oluşmasına izin verir. Size dünyanın dönüş hızı içerisinde alan hızıyla işlevsel olma kapasitesi kazandırır. Ya hemen şimdi sormaya başlasanız; Bunun üstesinden gerçekten olduğum hız ve kolaylıkla gelebilmek için hangi alan olabilirim?
 Ondan sonra hepimiz neler yaratabiliriz?
KOLAYLIK, NEŞE VE İHTİŞAMLA
Levent
Bu yazının aslı “Awareness Revolution” blog sayfasından sadeleştirilerek tercüme edilmiştir. Yazının aslı Dr. Dain Heer' e aittir. Yazıyı aslının ve sadeleştirilmiş tercümenin kaynaklarını belirtmek suretiyle paylaşabilirsiniz. Yazının İngilizce aslını okumak için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz.
http://theawarenessrevolution.wordpress.com/2013/10/11/what-if-you-were-willing-to-know-what-is-really-going-on/

5 Aralık 2012 Çarşamba

ANTİDEPRESANLAR ÇÖZÜM MÜ?


Son günlerde gazetelerin bir bölümünde ve internet sayfalarında haberi gördüm. "Türkiye de antidepresan kullanımı son 9 yılda %160 artmış bir yıldaki antidepresan tüketimi 37 milyon kutuya yaklaşmış" İlginç değil mi?
Access Consciousness™’ un resmi blog sayfasında yer alan bir yazıya göre de benzeri araştırmaların çok sıklıkla yapıldığı ABD de 2000 li yıllarda antidepresan tüketiminin dikkat çekici biçimde artmış olduğu, antidepresan reçetelerindeki artışın 1996-2005 yılları arasında %100 olduğu rakamlarla sabit. En kötü koşullar haricinde antidepresanların faydasız olduğunu kanıtlayan uzman raporlarına rağmen artışta ki bu patlamaya dikkat çekilmiş.
Psikiyatrist Peter Greggin ve Sosyolog David Karp yaptıkları araştırmalar sonucunda antidepresanların bedenin sahip olduğu serotonin – ki serotonin depresyonu önlemek için gerekli olan maddedir, üretme kabiliyetini yok ettiğini bulmuşlardır. Yani bir başka deyimle antidepresan kullanmakla, başlangıçta olduğunuzdan daha fazla depresyona girme durumuyla karşılaşabilirsiniz.
Eğer depresyonu daha etkili, hiçbir yan etkisi olmayan ve ilgi gösteren her kes tarafından rahatlıkla kullanılabilecek bir iyileştirme ya da en azından yeni bir uygulama ya da teknik olduğunu bilseydiniz, bunu kullanmak yararınıza olmaz mıydı?
Başımızda yer alan 32 noktaya parmak uçlarıyla yumuşakça dokunularak uygulanan Access The Bars® bu 32 nokta da kilitlenip kalan tüm olumsuzlukların eriyip gitmesini sağlayacak, yaşamınızda köklü değişiklikler yapmanıza yardımcı olacaktır.
Hiçbir yan etkisi ve zararı olmayan Access The Bars® seansından elde edilecek en kötü netice kendinizi o ana kadar yapılmamış kadar etkili bir masaj yapılmış gibi hissedecek olmanızdır.
Access The Bars® seansları ile ilgili olarak lbekdik@hotmail.com ya da 0533 772 6834 no. lu telefonumdan temas kurarak bilgi alabilirsiniz.
Sevgi ile.
Levent

26 Ekim 2012 Cuma

Access Consciousness' un uçuk - kaçık dünyasına giriş.


Bars’ın Access’in çılgın ve uçuk – kaçık dünyasına giriş noktası olmasının bir nedeni var biliyor musunuz? O neden şudur; Bars alıp kabul etme kapasitemizi açar. Alıp kabul etmemek dışında yaşamda her hangi bir güçlük yoktur... Para, seks, farkındalık, yargı... Eğer her şeyi alıp kabul etmeye gönüllü olursak, seçimlerimizle her şeyi elde eder ya da edemeyiz.

Basit görünüyor değil mi? Öyleyse evrenimizde çok daha fazla alıp kabul etmeye nasıl izin vereceğiz? Buna Barlarınızın ne sıklıkla tutulmasına gönüllü olacağınızı sorarak başlayabilirsiniz. Her gün? Her hafta? Arada sırada? Ne zaman olursa? Daha fazlasını seçmek neye mal olurdu?

Birde başka bir perspektiften bakalım: Alıp kabul etmeyi reddettiklerimiz üstesinden gelemeyeceğimiz bir kısıtlamaya neden olur ve yıllık gelirimizi belirler. Evet, bu gerçekten böyle çalışmaktadır! Bu yaşamınızla ilgili size bir şeyler açıklıyor mu? Evet mi? Mutsuz bir beraberlikten sonra bir ayrılık yaşadığınızda gelirinizin azaldığını hiç fark ettiniz mi? Başka bir kişiye yaşamınızı kapattığınız zaman kendi alıp kabul etmenizi de kapatıyor olduğunuz hiç aklınıza geldi mi?

Herhangi bir zamanda herhangi bir şeyi veya bir kişiyi evrenimiz den çıkardığımızda kendimizi de evrenimizden çıkartıyor oluruz... bu kendimizin içinde olmadığı bir gerçeği yarattığımız anlamına gelir! Olmadığımız bir yerde alıp kabul etmek nasıl kolay olabilir? Alıp kabul edebilmek farkında olmanın ve yaşamınızdaki değişiklikleri yaratmanın özüdür, çekirdeğidir.

Öyle ise, bunu yaptığınız her yeri ve her yerde, herkesten her şeyi alıp kabul etmeye gönüllü olmadığınız her anı yıkıp, yaratımını iptal eder misiniz lütfen?

Şu anda yaşamınızda var olan her şeyi kaybetmeye ve her şeyi kabul etmeye istekli olmalısınız. Alıp kabul etmeye gönüllü olmadıklarınız, yaşamınızda nelere sahip olamayacağınızı belirler. Alıp kabul etme tümüyle farkındalıktır. Alıp kabul etmeye istekli olmadıklarınız kendinizi yargılamanıza neden olur. Burada bir şeyleri alıp kabul etmeyi reddettiğiniz için bir sorununuz var diye kendiniz yargılamak zorundasınız. Alıp kabul etmeye isteksiz olan sizsiniz.

Eğer hayatınızda değiştiremediğiniz bir şey varsa işte size onunla ilgili bir uygulama:

Eğer alıp kabul etmeye istekli olsaydım bütün gerçeğimi değiştirecek olan neleri alıp kabul etmeyi reddediyorum? Bunların hepsini, ortadan kaldırın, vazgeçin, geçersiz kılın, düzeltin, terk edin, yok edin ve yaratımını iptal edin lütfen.

Bars Seansları için daha detaylı bilgiyi 0533 772 6834 cep telefonumdan veya lbekdik@hotmail.com e-posta adresimden bana ulaşarak alabilirsiniz.

Tüm yaşam bize kolaylıkla, neşeyle ve ihtişamla gelir.

Sevgi ile.
Levent

23 Ekim 2012 Salı

Neden ya da Niçin sözcüklerini Neden ya da Niçin kullanmamamız gerektiğini hiç dikkate aldığınız oldu mu?

Soru sormak Access Consciousness' un en önemli araçlarından biridir. Ancak "Niçin" ya da "Neden" sorusunu sormak tavsiye edilmemektedir. Neden ya da Niçin olduğunu hiç dikkate aldığınız oldu mu?

Bu soruları sormak 4 yaşındaki bir çocukla sohbet etmekle karşılaştırılmaktadır. "Gökyüzü neden mavi?", "Çimenler neden yeşil?""Neden?", "Niçin?", "Neden?" Bütün bunlar sizi bir yerlere ulaştırıyor mu? Yoksa sürekli sağa dönüş yapmak ve yeteri kadar zamanın varsa daireyi çizip başladığın yere dönmek gibi mi?

Neden ya da Niçin kelimelerini kullanmakla ilgili ortak inanış değiştirmeden önce o soruya cevap bulmak istememizdir. Bir başka deyişle, alışkanlıklarımız ve uygulamalarımızın tümüyle işlevsiz olduğunu bilsek bile, bunu neden ya da niçin yaptığımızı bilinceye kadar değiştiremeyiz.

Neden ya da Niçin sorusunu aynı zamanda diğerlerinin yaptıkları seçimleri Neden ya da Niçin yaptıklarını anlamak için sorarız. İnsanlar bizim asla yapmayacağımız seçimleri yaptıklarında bunu Neden ya da Niçin yaptıklarını çözebilirsek bu seçimi anlayacağımızı düşünürüz.

Access Consciousness' un kurucusu Gary Douglas buna hayır demektedir. Gary' e göre bu durum bizi kilitlemekte olan büyük bir yanılgıdır. İnsanlar seçebildikleri için seçerler, nokta.Herhangi biri bize "bu seçimi yaptık çünkü..." diyerek yaptıkları şey sadece delice seçimlerinin nedenlerini ve uygunluğunu anlatmaktır.Bu bir yalandır.Pek çok seçim için sebep yoktur - insanlar seçerler çünkü seçebilirler çünkü bunu yapabilirler.

Bu delice seçimlerini Neden ya da Niçin yaptıklarını anlamaya çalıştığımızda kendimizi tuzağa çekmiş oluruz. Birisini anlamak onların evrenine girmek ve onu kopyalamaktır. Eğer delice seçimler yapan birini anlamak için çaba içine girdiysek sadece onların deliliklerini kopyalarız. Peki bizi en çok ilgilendiren şey bu mu?

Eğer yaşamını etrafında sana cazip gelen çılgın dünyadan yapmak yerine kendi gerçeğinden yaratmak istiyorsan Neden ya da Niçin kelimelerine olan bağımlılığından kurtulmak o yöne yapacağın en büyük adım olacaktır. Yukarıda belirtilen bütün nedenlere ek olarak herhangi bir şey için Neden ya da Niçinin var olduğuna inanıyorsak bu bizi her şeyin doğrusal neden ve etkilerin olduğu kısıtlı gerçekliğe geri götürür. Kesinlikle hepimiz o yönteme yönelme konusunda eğitildik ya da cesaretlen dirildik ama bu gerçekten doğru mu? Hayatınızı yaşarken olayların sana kabul etmeni öğrettiklerinin çok daha ötesinde gelişigüzel olduğunu fark etmediniz mi?

Bu, Neden ya da Niçin sorusunun komik bir taklidi değil mi?

Bu yazıdaki bilgiler Access Consciousnes Foundation 3 te yer alan hayat değiştirmeye hazır araçları içinden alınan çok küçük bir örnektir.

Access Consciousness' un temeli Access The Bars dır. Seanslar ya da eğitimlerle ilgili daha detaylı bilgi için benimle temas kurabilirsiniz.

Yazı Access Consciousness' un resmi blog sayfasından sadeleştirilerek tercüme edilmiştir. Yazının aslına http://access-consciousness-blog.com/ linkini kullanarak ulaşabilirsiniz.

Bundan daha iyi nasıl olur?

Sevgi ile.
Levent